Uzun Çarşı

Anadolu’dan Mısır’a giden yol güzergâhında, Ön Asya ile Suriye toprakları arasında kavşak noktası olan Antakya; Asuri, Roma, Pers, Arap ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir kenttir. Bu kadim kentin kalbi konumunda bulunan Uzun Çarşı birçok faaliyetin bir arada yürütüldüğü alandır. Geçmişi XVII. yüz yıla kadar dayandırılan çarşı, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine dahi konu olmuştur. Antakyalılar için Uzun Çarşı sadece alışverişin yapıldığı bir yer değildir zira içerisinde ibadethanelerden kahvehanelere birçok yapı mevcuttur. Bir yönüyle ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü bu mekân bir yandan da sosyal, kültürel ve dini aktivitelerin de yapıldığı müşterek alanlardır. Nitekim bu tür çarşılar kurulduğu tarihten beri bedesten etrafında şekillenmiş, cami, medrese gibi dini fonksiyonlarla bütünleşmiş, ticari, kültürel ve sağlık gibi her türlü alanda şehrin tek kamusal yaşama alanı olduğundan kentin odak noktasını oluşturmuşlardır (Topçu ve Bilsel 2016). Hem orada iş yapan esnaf hem alışverişe gelen halk bu ortak mekânlardan beraber istifade etmiştir ve etmeye de devam etmektedir. “Bir şey alacak olmasa bile çarşıya yine de uğradığını” söyleyen Antakya halkı ile çarşı arasında uzun yıllar içerisinde şekillenen bir bağ oluşmuştur. Bu nedenle Uzun Çarşı, Antakyalının hayatında alışverişin yanında hoş vakitlerin ve sohbetlerin gerçekleştirildiği bir kültürel kaynaşma mekânıdır. Belirli iş kollarının bir arada bulunduğu arastalar çarşının kimliğini oluşturmaktadır. Bakırcılar, Semerciler, Kuyumcular, Sobacılar, Çıkrıkçılar, Hasırcılar gibi çarşıların yanı sıra camiler, hanlar ve hamamlar Uzun Çarşının içerisinde yer almaktadır. Antakya’da yaşayan yerli halkın ve turistlerin ilgisini çeken, ihtiyaçlarını karşılayan merkezdir Uzun Çarşı.

Mekân'a Dair

Antakya’nın en güzel yeri çarşısı. Uzun çarşısı. Yani Uzun Çarşısı çok yaşanacak bir yer. Güzel bir yer, alışverişi olsun. Yani ne tarafa dönsen çok güzel elbiseler var, ayakkabılar var, eş, dost. Yani çok iyi insanlar. Sevecen insanlar. Yani bir ayakkabı alacak olmazsan insandan, tanımadığım insana selam verir. Yabancısın mesela, geldin Hatay’a. Ya ben garibanım, benim param yok mesela. Abi bana bir ayakkabı ver, ya bana para ver şu yola gideceğim dediğim zaman, adam sana cebinden çıkarıp para verir hemen. Bizim öyle insanlığımız var. (Ramazan Göçer)

Çarşıya çok giderdik uzun Çarşı’ya ne lazımsa Uzun Çarşıdan alıp gelirdik. Uzun Çarşıda her şey vardı. Yok yok. Kalabalıktı, istediğin her şeyi bulabilirsin, Gidiyorsun ve hiçbir yerde böyle bir çarşı yok, geçerken diyorsun ki benim istediğim çarşı bu, baharatların oradan geçiyorsun baharatlarını alıyorsun. Baharat çarşısından çıkıyorsun, giyim çarşısına gidiyorsun. Giyimi geçiyorsun, istediğin her şey var. Yiyorsun, içiyorsun. Yiyeceğin içeceğin her şey var. Başka yerlere gittim, hiçbiri böyle değil, her şey ayrı ayrı yerlerde ama bizim Antakya’mızda sıkı ve güzeldi, yan yanaydı. Ayakkabılar çarşısı, zaten baharatlar çarşısı vardı. Hepsi belirli noktadaydı yani biz bunu kendimiz biliriz karışık da var ama belirli yerlerde var. (Müşire Alver)

Markette bulamadığımız bir ihtiyacımızı biz bu çarşıdan tedarik ederdik. Doğal ve köy ürünleri ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir yerdir. Araç girişinin yasak olduğu bu yer, insanlar açısından oldukça kalabalıktır. Özellikle perşembe günleri çok kalabalık olur. Çevre köylerden gelen insanlar yetiştirdiği ürünlerini perşembe günü gelip buradaki esnafa satar veya kendisi satışını yapar. Kuru incir, tahin, pekmez gibi ürünlerini getirir ve burada satarlar. (Fevzi Kurt)

Şehrin yiyecekleri orada olur, kültürü oradadır. İlk defa gitsen kaybolursun orada. Ama buranın kadınlarını gönder oraya, girmedikleri delik yok. Bir tarafında sürk peyniri kokar bir tarafında defne sabunu kokar. Bize göre çok düzenli, hepsi ayrı ayrı dizilmiş. (Aysun Boyar)

“Uzun Çarşı, dünyada tanıyabileceğiniz her türlü baharata ev sahipliği yapar. Bu çarşıda yürürken, baharatların birbirine karışmış kokusunu alırsınız.” (Fevzi Kurt)

Alışveriş için Uzun Çarşıya giderdik. Uzun Çarşıda ayakkabılar var. Uzun Çarşıdan biraz daha ileriye gidince de kıyafet alacak yerler var, işinde iyiydi esnaflar, ürün satın almadan çıkamazsın oradan. Pazarlıkta iyidirler ama biz de iyiyiz. (Tahsin Sürmeli)

“Uzun çarşıya gittiğinizde aç kalmazsınız zaten.  Tatlısından böreğine çöreğine ne isterseniz yersiniz ama orada kâğıt kebabı yiyin. Kasapta yiyeceksin. Şöyle 250 gr. olacak üzerine de üç beş kuyruk yağı attır, lezzeti izle.” (Önder Doğruyol)

Uzun Çarşı…millet böyle birbirine çarpacak ama herkes mutlu herkes çok güzeldi. Çarşıya gittiğimiz zaman veya bir yere gittiğimiz zaman Antakya’nın havasını aldığınız zaman bambaşka. (Neşe Kakıncı)