Saray Caddesi

Tarihi süreçte 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar surlar içerisinde sıkışıp kalmış Antakya’da 1822 yılında yaşanan deprem sonrasında surların yıkılmasıyla birlikte surlar dışında inşa edilen ilk yapılardan birini dönemin Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa tarafından inşa ettirilen kışla oluşturmuştur. Aynı dönemde kışlaya oldukça yakın bir konumda yer alan tarihi Hükümet (Valilik) Binası bir saray olarak inşa edilmiştir (Dinç, 2015; Temiz, 2002). Kışla ve Saray etrafındaki yapılaşmalar Tanzimat’tan sonra hız kazanmış ve saraydan kışlaya uzanan yol genişleyerek Saray Caddesi adını almıştır. Dolayısıyla da ticaret alanları bu caddeye doğru bir kayma göstermiş ve Saray Caddesi ticari hareketliliğin merkezlerinden biri olmuştur (Temiz, 2002). Son yıllarda geleneksel Antakya evlerinin işlevsel dönüşümler (müze, kafe ve restoran gibi) geçirmesinin de etkisiyle oldukça işlek ve hareketli olan cadde, halk arasında İstanbul’un meşhur İstiklal Caddesine benzetilmeye başlanmıştır. Sokak sanatçılarının, yerel lezzetler sunan restoranların, tarihi kiliselerin, dershane ve kırtasiyelerin varlığına bağlı olarak artan öğrenci hareketliliğinin Saray Caddesinde toplanmış olması bu caddenin kentlinin hafızasında önemli bir yer edinmesini sağlamıştır.

Mekân'a Dair

“Saray caddesi önceden hayat dolu, gecenin birinde ikisinde insanların gezdiği, eğlendiği, içini ferah tutmak için gezdiği, bir cadde. Oranın imarı eski, Antakya evleri, evlerin hepsi 1-2 katlı, beton diye bir şey yok orada, esnaf olarak ve sosyal ticaret olarak güzel geliştirilmiş bir yer, gezmek için kafe, oturmak için birahane, yemek yeri, dönercisi, her şey var orada.” (Tahsin Sürmeli)

Saray Caddesi’nde çok güzel alışverişler yapıyorduk. Otantik şeyler de vardı. Harbiye’de üretilen ipek kumaşlar vardı. Mesela ipekçilik çok yapılır. Harbiye’de şu ana kadar yapanlar var. Orada böyle dükkanlar vardı. Özel şallar şeyler satıyorlar. Hediyelik eşyalar almak istiyorsan Saray Caddesine gideceksin.” (Yasemin Sayar)

 

“Saray Caddesi çok güzel bir cadde, orada lokantalar kafeteryalar var. Geceleyin arabalar oradan geçip gitmiyor ya herkes sokaklarda, masalar sandalyeler atılmış çay kahve sohbet, bir yemek. Yirmi dört saat açık bir yer, mükemmel bir yer, insanların kafasını dinleyeceği bir yerdi. İnsan kafasını dinlemek istiyorsa oraya giderdi.” (Mehmet Hatay)

“Saray caddesini çok severdim, çok merkezi bir yerdi. Antakya’nın kalbidir diyebilirim. Bütün eğlence mekanları, çarşılar, lokantalar, giyim merkezleri, kafeler, insanların yoğun olarak birleştiği, konuştuğu yerler burada toplanmıştı. Bütün günümü orada geçirebilirdim. Abartısız bütün günümü. Antakya’nın gece hayatı da oradaydı.” (Sinan Açıkgöz)

 

“Saray caddesini tarif edemem ama çok severdim. Spesifik bir yerdir saray caddesi. Onun için şudur ya da budur diyemem. Saray Caddesi her şeydir bizim için. Herkesin buluşma noktasıdır, gece ikiye üçe kadar aktiftir orası.” (Sezai Duyan)

 

“Saray Caddesi, bir tarafı olduğu gibi kilisenin dükkanları vardı. Antakya’da en güzel şey yemektir; yemek kültürü oldukça geniş yemekçiler vardır. Bir tane mesela tarihi bir köprü çıktı oradan. Daha doğrusu su kanalı. Hayatın merkezinin olduğu bir yerde çarşı bölümü.” (Yusuf İbiş)

“Saray Caddesi’nin ışıkları çok güzeldi, akşam ışıklar yandığında mükemmel olurdu. Canlı müzik yaparlardı. Akşamları o ortam çok güzeldi.” (Nuray Sezer)