Kurtuluş Caddesi

Asi nehri ile Habibi Neccar Dağı arasında yer alan Tarihi Antakya kentinin en önemli ulaşım aksını oluşturan Kurtuluş Caddesi, bugünkü Kışlasaray Mahallesinden başlayıp kuzeyde Dörtayak’ta sona eren kuzeydoğu-güneybatı uzanışlı önemli bir caddedir. En eski antik dönem caddelerinden biri olduğu bilinen ve dünyanın ilk aydınlatılan caddesi olarak ün kazanan Kurtuluş Caddesi, Selevkos döneminde (M.Ö. 300) Antakya’nın doğu sınırını oluşturmaktaydı. Roma İmparatorluğu döneminde Kolonadlı (Sütunlu) Cadde adıyla bilinen cadde o dönemde ticarethanelerin yan yana sıralandığı önemli bir ticaret şeridi olarak gelişmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 1929-1935 yılları arasında Fransızlar tarafından caddenin iki ucunu oluşturan Kışla-Dörtayak yolunun açılması, Kurtuluş Caddesi’nin her dönemde önemini koruduğunu göstermiştir (Temiz, 2002). Habibi Neccar cami, havra ve eski sabunhaneler gibi tarihi-kültürel yapıların bu cadde üzerinde yer alması ve geleneksel Antakya evlerini birbirine bağlayan dar ve dolambaçlı sokakların Kurtuluş Caddesi ana arterine doğru yönelmeleri tarihi doku açısından caddeye önemli bir kimlik kazandırmıştır.

Mekân'a Dair

“Kurtuluş Caddesi çok süper bir yerdi. Her şey vardı. Aramadığın hiçbir şey yok ne arıyorsan orada bulabilirdin. Ha uzun çarşıdan tut, ta askerlik kışlasının oraya kadar. Dükkân var oradaydı. Bakkallar oradaydı, eczaneler oradaydı. Her şey oradaydı.” (Fikri Ulaşır)

“Dünyanın ilk ışıklandırılan yeri Kurtuluş Caddesi. Kurtuluş Caddesinin eski ismi Herod. Gaz yağı ile ışıklandırılmıştır. Ben orada büyüdüm, çocukluğum orada geçti benim. Anılarımız çok güzeldi, eski taş sokakları, eski Antakya’nın çocukluğu bile farklıydı ya.” (Ahmet Tokat)

“Kurtuluş Caddesi, şu anda hem ipek yolunun bir de baharat yolunun kesiştiği nokta olarak bilinir bu bölge. O yüzden tacirlerin göz bebeğidir. Buraları tüccarların, dünyanın ünlü tüccarlarının göz bebeği bu bölge. Yani baharat yoluyla işte İpek yolunun kesiştiği nokta olarak bilinir. Anadolu’ya açılan.” (Kemal Arıbaş)

“Kurtuluş Caddesi Antakya evleri yoğundu. İlk ışıklandırma orası, ışıl ışıl dolu dolu. Yine kafeler, eski evler vardı. Otel vardı. Tarihi şeyler satılırdı orada. Bitki müzesi oradaydı. Bir sürü şey var orada. Kurtuluş caddesindeki sokaklar dar, çok büyük araçlar geçemez. Kurtuluşun üst tarafında dağ mahallesinde hep merdiven şeklinde. Dağ mahallesinin en yukarısındaki evlere kesinlikle araba çıkmaz.” (Yasemin Sayar)

“Eski evlerin bulunduğu yerin bitiminde Kurtuluş Caddesi başlar, Kurtuluş Caddesi biliyorsunuz, dünyada ilk aydınlatılan yol üzerinde kurulmuş bir cadde. Bütün esnafımız o Antakya’nın eski esnaflarında hepsinin bulunduğu caddedir. Terzisi, bakkalı, kalaycısı, Kıraathanesi, fırını… hepsi yolun üzerindeydi…” (Hasan Demirdöven)

“Kurtuluş caddesi Habib-i Neccar’dan başlar, Sümerlere kadar gider. Kurtuluş Caddesinde Affan Kahvemiz vardı. Eski tarihi eser evlerimiz vardı sağlı sollu. Hristiyanların, Alevilerin, Türklerin, Kürtlerin, Arapların hepsinin dükkanlarının olduğu bir sokaktı.” (Aynur Akbaş)

Kültürümüz çok geniş, Kurtuluş Caddesi’nde kilise, cami ve Yahudilerin havrası ikişer metre arayla yan yana. Herkes ibadetini kardeşçe, kendi inancına uygun olan yerde yapıp çıkıyor. Kimse kimseye sen niye oraya gidiyorsun? Olmaz, nasıl yaparsın? demezler. Böyleler işte, çan, ezan, hazan. Bunların hepsi bir arada, hiçbir sıkıntımız yok bizim. (Sinan Açıkgöz)