Katolik Kilisesi

Aziz Petrus veya Aziz Pol adıyla da bilinen Antakya Katolik Kilisesi’nin tarihsel süreçte şehrin muhtelif yerlerindeki yapılarda faaliyet gösterdiği ve daha sonra Kurtuluş Caddesi’ndeki bugünkü yerine taşındığı bilinmektedir. Zira 1852 yılında Kapuçin rahipleri tarafından şehirde Katolik kilisesi inşa faaliyetleri gerçekleştirilmiş, ancak kilise 1939 yılında eski bir şeker fabrikasına taşınmıştır. Antakya Vergi Dairesi’nin bulunduğu yerde 1965 yılında küçük bir kilise inşasına başlanmış olsa da inşaat süreci tamamlanmamış ve 1977 yılında kilise 150 yıllık tarihi bir Antakya evine taşınarak faaliyetlerini burada sürdürmüştür (Zambon-Bertogli, 2005). Bu geleneksel Antakya evi ile sonradan satın alınan komşu ev restore edilerek şark tipinde bir manastır oluşturulmuştur. Kiliseyi ziyaret eden Hristiyan cemaati için oturma salonunun yanı sıra, kilise bünyesinde üç küçük bahçe tasarlanmıştır (Türkoğlu, 2006). Bahçede bulunan portakal ağaçları ve nostaljik kuyu yerli ve yabancı turistlere adeta Antakya’nın din kardeşliği açısından ne kadar zengin olduğunu apaçık göstermektedir. Ayrıca bahçe tarafındaki merdivenler üzerinden çıkılan terasta ziyaretçilerin karşısında beliren çan ve minarenin aynı fotoğraf karesinde yer aldığı görüntü çok kültürlü, barış ve hoşgörü kenti Antakya’nın en önemli simgelerinden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle söz konusu görüntünün Antakya’yı karakterize eden en meşhur kadrajlardan biri olduğu söylenebilir. Bu kadrajın yanı sıra, nostaljik kuyu ve portakal bahçesinin ortaya çıkardığı farklı görünümlerden dolayı Antakyalı gelin ve damatlar çoğu dış çekim yerlerinden biri olarak kiliseyi seçmişlerdir.