Farklı İnançlar

Hatay ili merkez ilçesi Antakya çok kültürlülük anlamında Türkiye’nin en çarpıcı ve özgün kentlerinden birisidir. M.Ö. 300 yıllarında Büyük İskender’in generallerinden Seleukos Nikator tarafından “Antiochia” adıyla kurulan kent antik dönemde Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biri olmuştur. Roma, Bizans, Arap, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehirde Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Araplar, Türkler ve Kürtler gibi pek çok farklı etnik grup yaşamıştır. Günümüzde de Alevi Araplar, Sünni Araplar, Hıristiyan Araplar, Türkler ve az sayıda da olsa Yahudiler yaşamaktadır. Kentte, cami, kilise ve sinagog gibi farklı dinlere ait dini mekanlara rastlamak mümkündür. Büyük afet öncesinde Ortodoks, Katolik ve Protestan kiliseleri faaliyet göstermekteydi. Dinsel ve etnik zenginliğin yaşandığı kentte dilsel zenginlik de gündelik yaşamın bir parçasıdır. Türkçe’nin yanı sıra Arapça da yaygın olarak konuşulmaktadır. Ezan, Çan, hazzan seslerinin birlikte duyulduğu, etnik çeşitliliğin bir gökkuşağı gibi kültürel zenginliğin timsali olduğu, farklı etnik grupların duvar duvara ama tek çatı altında birleştiği bir kültür mozaiği olmuştur Antakya…

Mekân'a Dair

Hıristiyanların Yumurta Bayramı (paskalya) vardır. Yumurtaları renk renk boyarlar, daha sonra dağıtırlar insanlara. Bizde Muharrem Bayramı’nda tatlı aşure yaparız, herkes kendince yapar. İçine koyduğun şeyin ehemmiyeti yoktur. Yapıp insanlara dağıtır. (Mehmet Halis Kılınçoğlu)

Burada çan, ezan, hazzan üçlüsü vardır. Hepsi birbirine saygılıdır. Ramazan Bayramı’nda Hristiyan ve Yahudiler bizim bayramımızı kutlar. Onların Paskalya bayramında da biz onlarınkini kutlarız. Karşılıklı hoşgörüler birleşmiştir. Oruç tutan insana saygı gösterirler, önlerinde yeme içmeden kaçınırlardı. (Fevzi Kurt)

Burada Alevi, Sünni, Arap, Yahudi hep beraber yaşıyor. Çok güzel bir yer burası. Sen yoldan geçerken oturup kahve içen insanlar görürsen onlar seni mutlaka yanlarına çağırır sana da o kahveyi ikram ederler. Senin yabancı olman onlar için fark etmez. Senin hiç adını duymamışlar, yüzünü görmemişler hiç önemli değil. Tandır yapılıyor ya bir yerde, sen de oradan geçiyorsun o tandırı yemek zorundasın yemeden geçemezsin. (Aysun Boyar)