Defne Sabunu

Defne ağacı, Antakya’nın yalnızca dağlarında değil, efsanelerinde de yaşar. Apollon’dan kaçan Daphne’nin ağaca dönüşmesiyle kutsanan bu bitki, bu topraklarda yalnızca mitolojide değil, mutfakta, şifada ve en çok da sabunda kendine yer bulmuştur. Antakya defnesi, kokusuyla başka hiçbirine benzemez. Yoğun, derin, biraz baharatlı…Tenle buluştuğunda ise neredeyse bir dua gibi işler insanın içine. Sabun yapımı sonbaharda başlar. Defne meyveleri ve yaprakları toplanır, zeytinvari meyvelerinden müthiş bir yağ çıkarılır. Zeytinyağıyla karıştırılır, dev kazanlarda saatlerce kaynatılır. Kazan başında kadınlar ya da ustalar nöbet tutar. Sabun kıvamına geldiğinde tepsilere dökülür, birkaç gün sonra bıçakla kesilir. Ardından sabun “olgunlaşsın” diye bekletilir; tıpkı zaman gibi. Antakya’da sabun sadece temizlik için değil; yeni doğmuş bebeğin ilk banyosu, gelin çeyizi ya da misafir bohçası içindir. Kalıplaşmış sabunlar, tülbentlere sarılır, sandıklara konur. Bu yüzden defne sabunu, sadece bir temizlik aracı değil, bir ritüelin parçasıdır.

Zanaat'e Dair

Defne yağı çok güzeldir, kokusu daha da güzel, saça ve cilde çok iyi gelir. Defne tomurcuklarını toplarız ve bu bütün gece kaynar kazanda, yağı yüzeye çıkıyor, çok zahmetli bir süreçten geçiyor. Saçına sürdüğünde saçın parlak oluyor, kepekten de kurtarıyor seni. Kalıcı bir kokusu var, eline sürdüğünde uzun süre elinde bu koku kalacak. Depremden çıkarken defne yağımızı evden aldık hemen.  (Tahsin Sürmeli)

Mesela sabun yapılırdı, biz kendimiz sabun yapardık. Geçenlerde daha 2 ay öncesinde sabun yaptık. Ğar yağından, zeytinyağından sabun yapardık. Zeytinyağı, benim 100 tane ağacım var, ondan zeytinyağı çıkarıyorum. Kötü zeytinyağını sabuna kullanırız. Mesela asidi yüksek yani acı yenmeyen onu sabun yapacaksak ayırırız. Sabun yaparız. (Fikri Ulaşır)

Burada sabunculuk çok büyük bir şeydir; defneden kaynaklanan bir şey. Zeytinyağı Altınözü’nde, defne yağı Harbiye tarafında çıkar. Dünyadaki sabun merkezi burası. (Mehmet Halis Kılınçoğlu)

Defne sabunu yapıyoruz biz yani eskiden köyde yapardık. Sabunu kaynatırlar, gar alırlar koyarlar içine, kaynattıktan sonra sabunu tepsiye koyup kuruduktan sonra kalıp gibi keserler. Yapabiliyorduk eskiden biz de. (Suphiye Baskın)