Coğrafi Özellikler

Akdeniz Bölgesi’nin Adana Bölümü’nde yer alan Antakya, Defne ilçesi ile birlikte Hatay’ın iki merkez ilçesinden biridir. Amik Ovası’nın güneybatı kenarında, Habibi Neccar Dağı’nın eteklerinde ve Asi Nehri’nin doğusunda M.Ö. 300 yılında Selevkos Nicator tarafından kurulan şehir, Fırat Havzası’ndan Akdeniz’e ve buradan Anadolu’ya açılan yolların kavşak noktasında bulunmaktadır (Özdemir, 1994). Antakya’nın Mezopotamya ile Adana Ovaları arasında yükselen Amanos Dağları’nın doğusunda stratejik bir konumda yer alması şehri, tarihin her döneminde önemli kılmıştır. Bu nedenle şehir, birbirinden farklı kültürlere ev sahipliği yapmış ve tarihi-kültürel değerleriyle yoğrulan bir yerleşme olmuştur (Sargın ve Dinç, 2017). Şehrin yerleşim alanı batıda Amanos Dağları ile doğuda Habib-i Neccar Dağı ve Kuseyr Platosu arasında, Karasu Grabeni üzerinde gelişim göstermiştir (Alagöz, 1944). Mekânsal gelişimini kuzey- güney ve batı yönünde sürdüren şehirde Asi Nehri ve yakın çevresinde yükselti değerleri 80-100 metre arasında değişirken, bu değerler Habibi Neccar Dağı yamaçlarında gelişen gecekondu mahallelerinde 200 metreyi aşmaktadır (Şimşek ve Dinç, 2023). 

Antakya, coğrafi konumu itibariyle çok farklı tektonik yapıların bir arada bulunduğu ve tektonik aktivitelerin yoğun olarak hissedildiği bir alanda yer almaktadır. Bu bölge genel olarak Avrasya, Arabistan ve Afrika levhalarının göreceli hareketlerini yansıtan bir yerdir. Bu levhalardan Afrika ve Arabistan levhalarının Anadolu levhasını sıkıştırması neticesinde bölgede birçok fay hattı gelişim göstermiştir (Özşahin, 2010; Kürçer vd., 2010). Dolayısıyla Antakya ve çevresi “Türkiye Deprem Bölgeleri” haritasında birinci derece deprem riski taşıyan alanda yer almaktadır (Korkmaz, 2006). Antakya’da yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz ikliminin karakteristik özellikleri görülmektedir. Asi, Karasu ve Afrin nehirleri Antakya ve yakın çevresindeki başlıca akarsuları oluşturmaktadır. Bunlar içerisinde sınır aşan bir akarsu özelliğine sahip Asi Nehri, Lübnan sınırları içerisinde yer alan Bekaa Vadisi’nden kaynağını alarak Samandağ’da Akdeniz’e dökülür (Şimşek ve Dinç, 2023).  Şehir merkezinden geçen Asi Nehri’nin doğusu “Eski Antakya”, batısı ise “Yeni Antakya” olarak bilinmektedir. Eski Antakya’da yerleşim 19. yüzyılda meydana gelen depremlere kadar büyük ölçüde surlar içerisinde sıkışıp kalmış ve şehir Osmanlı dönemi boyunca önemli bir gelişim göstermemiştir. Böylece Türk (2012)’ün de belirttiği gibi “Bir dönem doğunun kraliçesi olan Antakya, Osmanlı döneminde İslam âleminin nazlı gelini olmuştur”. Asi Nehrinin batısında bugünkü Cumhuriyet ve Cebrail Mahallelerinin bulunduğu yere 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Çerkez nüfusun yerleştirilmesi ve 1930’lu yıllar ile 1940’lı yıllarda Ulus Meydanını çevreleyen tarihi binaların inşa edilmesi neticesinde Yeni Antakya gelişmeye başlamıştır. 1950’li yıllardan itibaren özellikle kırdan kente göçlerle nüfusu hızla artan şehir, batıda Amanos Dağlarına doğru ve graben sahası boyunca da kuzey-güney doğrultusunda mekânsal gelişimini sürdürmüştür (Dinç, 2015). Türkiye’de 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir Belediye Yasasının yürürlüğe girmesiyle Hatay’ın büyükşehir belediye statüsüne kavuşması neticesinde Antakya, Defne ile birlikte Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin iki metropol ilçe merkezinden biri olarak varlığını sürdürmüştür.