Halk arasında Atatürk Parkı veya Büyük Park olarak da bilinen Antakya Parkı, 1876-1909 yılları arasında II. Abdulhamit’in şahsi mülkiyetinde olan bir yeşil alandır. 1926 yılında Fransız işgali sırasında parkın bulunduğu arazi Antakya’nın hazine malı olmuştur. Dönemin belediye başkanı Halefizade Süreyya Bey tarafından meyve bahçesi olarak kullanılan alan park haline getirilmiş ve Fransız delegelerine hizmet vermesi için park alanı içinde ilk kez bir bina (Vali Konağı) inşa edilmiştir. 1930 yılında gerçekleştirilen ilk kadastro çalışmaları neticesinde parkın sınırları belirli bir plana dâhil edilmiştir (Bilgili, 2001; Ekal, 2010). Park içerisinde yer alan ve Yeşiltepe denilen yerde Antakyalıların yıllarca çeşitli rekreasyonel ve kültürel aktiviteler gerçekleştirdikleri ve keyifli vakitler geçirdikleri bilinmektedir. Asi Nehrinin batı kıyısındaki park içerisinde yer alan birbirinden farklı ağaç türlerinin yanı sıra, çocuk parkları, tarihi çeşmeler, heykeller, çay bahçeleri, kafeler ve spor alanları gibi sosyal ve kültürel alanlar geçmişte olduğu gibi bugün de Antakya halkı için önemli bir motivasyon oluşturmaktadır. Kentin kalbi sayılabilecek bir noktada yer alan park birbirinden farklı ağaç türlerinin varlığı nedeniyle kentlinin nefes aldığı bir rekreasyon alanıdır.
Sabah sporlarını çok severim. Antakya Parkı’na gider sabah sporumu yapardım. Oranın da bir özelliği var. Türkiye’de belki de dünya’da tektir. Orada çam ağaçları var, her biri 20-22 metre kadar, sık aralıklı oluşmuş bir şekilde. Yukardan helikopterle görüntü aldığın zaman haç işareti çıkar. Onlar Fransızlardan kalma. 150 sene önce yapılmış, dikilmiş ağaçlar. Canın şehirdeki hareketlilikten çok sıkılırsa, kendini bu parka atabilirsin. Serinlik olarak, rahatlık olarak, kafa dinleme olarak, spor yapma amaçlı her şekilde kendini atabileceğin evin gibi düşün. Ormanın ya da atmosferin içine atabileceğin muazzam bir yer. Orada ben Yehova Şahitleri dedikleri 13 farklı ülkeden insanla tanışmıştım bir kere. Tabi bu olay 10-12 yıl öncesi. Dinler için gelip gidiyorlardı Antakya’ya, zaten bu yüzden bu kadar insan ve yabancı var burada. (Sinan Açıkgöz)
Antakya Parkı, bildiğim kadarıyla Fransızlar zamanından kalma bir mekandır. Hatta söylentiye göre ağaçlarına tepeden bakıldığında eskiden haç işareti varmış. Ağaçlar ona göre dizilmiş diyorlardı. Tabi ne kadar doğru bilmiyorum. Güzel vakit geçirebileceğimiz çay bahçeleri, yeşil alanları, çocukların rahatça koşup oynayabilecekleri yerler vardı. Arkadaşlarla toplanırdık, çay ocağına giderdik, otururduk, sohbetimizi ederdik. Orada yürüyüşümüzü yapardık. Yanı başında yüzme havuzu vardı, yüzme havuzuna giderdik. Oraya mini bir hayvanat bahçesi gibi bir şey yapmışlardı. Hayvanlar koymuşlardı oraya. Girişte bir geyik heykeli var. Çocukluğunu Antakya’da geçirmiş herkesin o geyikle fotoğrafı vardır. (Mehmet Çağlar)
Herkesin Antakya Parkı’nda anısı var. Bizim çocukluğumuz orada geçti, çocuklarımın da çocukluğu orada geçti. Antakya parkına hafta sonları çocukları gezdirmek amacıyla giderdik. Orada Okey oynanacak alanlar kafeler var. Orada şey var salon var, bizim ailenin düğünleri hep orada olurdu. Yeşilköşe diye bir yer var. Çok güzel yerler, arkasında havuz var. Yüzmeyi bitirip oradan yürüyüşe gidersin. Parka geçerdik. Bak mesela şurası park ya tam dibinde böyle yüzme havuzları vardı, spor salonları vardı. Çocukları oraya kurslara götürürdük. Oradan çıkar parka geçerdik yemeğimizi yerdik. (Yasemin Sayar)
Antakya Parkı çok güzeldir. Canlılık vardı orada. İçinde ne ararsan vardı. Dondurmasından tut, künefesinden tut, yemeğinden tut, tatlısından tut, insanından tut… Cıvıl cıvıl. Gecenin on ikisinde, birinde çık o Antakya Parkında gez. O güzel güzel serin ağaçların altında otur. Kafeler vardı, çay ocakları vardı, isteyen çayını, kahvesini içer okeyini oynardı. (Halime Tüylü)
Herkesin Antakya Parkı’nda anısı var. Bizim çocukluğumuz orada geçti, çocuklarımın da çocukluğu orada geçti. Antakya parkına hafta sonları çocukları gezdirmek amacıyla giderdik. Yasemin Sayar)
Atatürk parkı çok güzel bir yer. Benim bildiğime göre Türkiye’nin ikinci ya da üçüncü en büyük parkı. Çocuklar için çok güzel bir park, gezme alanı var, oturma alanları var, spor alanları var. Orada heykel var üstüne binip bir sürü fotoğraf çekilirdi çocuklar. (Azize Kaba)
Antakya Parkı’na arkadaşlarla giderdik, toplanırdık, gezerdik orada. Oturursun, çayını içer, çekirdeğini yersin. Dondurma zamanı mesela parka gidersin, her çeşit var. Yaparsın her eğlenceyi. 800 metre uzunluğunda. İki tarafında kırk yıllık selvi ağaçları var. Koridor gibi aynı. Türkiye’de böyle bir park çok nadir. Yani ağaç bakımından. (Lütfü Aydın).
Antakya parkı çok güzel bir yerdi. Kuşlar cıvıl cıvıl öterdi. Çam sıklığından dolayı gölgelerin yoğun olduğu bir yerdi, serin bir yerdi. Orada kafeler var, oraya çay içmeye giderdik ve genelde gece giderdik, piknik tüpünü de götürürdük, akrabalarımızla hep beraber giderdik, çayımızı demlerdik, çekirdeğimizi alırdık. (Tahsin Sürmeli)
Atatürk Parkı’nda sabah sporu yaptırırlardı, o etkinliklere katılırdım, spor yapardım. Her gün neredeyse çocukları parka götürürdük, orada pamuk şeker satılırdı orada sarma içi yapardık arkadaşlara yani kısır çok güzel günlerdi. (Vecihe Küçük)
Büyük park bizim için, Antakya için çok değerli bir parktı. Zaten onun dışında park olarak kullandığımız başka bir yer yoktu. Mesela girişte bir geyik vardı, orada herkesin bir fotoğrafı vardır. Küçüklüğünüzde orada salıncak dönme dolap vardı. O parka kurarlardı önceden. Yılın belli aylarında gelip kurarlardı. Mesela büyük şehrin nikah salonu oradaydı. Çoğu insan orada evlenirdi. Buluşma noktamız orasıydı. (Mehmet Yıldır)
Atatürk Parkı çok büyük bir park yani ne diyeyim çok güzel yer, yani orda otururdum. Çekirdek çitlerdik, çayımızı içerdik, giderdik. Kafe gibi oturabileceğimiz yerler açılırdı, giderdik çayımızı içerdik okeyimizi oynardık, çocuklar oyun parkında oyun oynardı. (Hasan Kılınçoğlu)
Antakya parkına çok giderdim. Çok büyük, sabah yürüyüşlerimizi sürekli orada yapardık. Çocuklarımızı oraya götürürdük, gezdirirdik, oynatırdık. Arkadaşlarla toplanırdık, piknik yapardık. Okul esnasında da aynı şekilde pikniğe gidileceği zaman oraya gidilirdi, hani çocukların hem oynayabileceği hem ailelerin oturabileceği mekanlar var. (Yeliz Eraslan)
Atatürk Parkı’na sık sık giderdik. Atatürk parkının girişinde bir geyik vardı orada; herkesin fotoğrafı vardır. Arzu Bartan
Çam ağaçları yüksek yüksek, gidip kafa dinleyeceğin bir yer orası, çok güzel bayağı geniş bir park. Yani çam ağaçlarla falan, oraya biz piknik yapmaya falan da giderdik mesela. Oturma yerleri var. Masa yani yemek falan yiyebileceğin şekilde çok, yemek falan. Köfte falan yapardık. Mangal yoktu orada, kendimiz daha çok köfte, dolma, sarma falan yapardık. (Ayfer Tepe)
Antakya Parkına giderdim, o geyikle fotoğrafı olmayan yok herhalde. Çocukluğumuz hep orada geçti. (Gizem Şahan)
Antakya Parkı’na arkadaşlarla giderdik, toplanırdık, gezerdik orada. Oturursun, çayını içer, çekirdeğini yersin. Dondurma zamanı mesela parka gidersin, her çeşit var. Yaparsın her eğlenceyi. 800 metre uzunluğunda. İki tarafında kırk yıllık selvi ağaçları var. Koridor gibi aynı. Türkiye’de böyle bir park çok nadir. Yani ağaç bakımından. (Lütfü Aydın).
Atatürk Parkı’nda sabah sporu yaptırırlardı, o etkinliklere katılırdım, spor yapardım. Her gün neredeyse çocukları parka götürürdük, orada pamuk şeker satılırdı orada sarma içi yapardık arkadaşlara yani kısır çok güzel günlerdi. (Vecihe Küçük)
Atatürk Parkı çok büyük bir park yani ne diyeyim çok güzel yer, yani orda otururdum. Çekirdek çitlerdik, çayımızı içerdik, giderdik. Kafe gibi oturabileceğimiz yerler açılırdı, giderdik çayımızı içerdik okeyimizi oynardık, çocuklar oyun parkında oyun oynardı. (Hasan Kılınçoğlu)
Atatürk Parkı’nda akülü arabalar vardı, çocuklar orayı severdi, parkta oynatırdık çocukları, pamuk şeker alırdık, oradan çekirdek alıp çitlerdik. Pikniğe gitmişliğimiz de var oraya. (Burcu Öksüz)
Atatürk Parkı’na sık sık giderdik. Atatürk parkının girişinde bir geyik vardı orada; herkesin fotoğrafı vardır. Atatürk Parkı çok güzeldi. Pastamızı, kekimizi yapar götürürdük, semaver çay yapardık çocuklarla birlikte gider, orada çocukları gezdirirdik. Orada bulunan kafeteryalarda Okey oynardık. (Arzu Bartan
Antakya Parkına giderdim, o geyikle fotoğrafı olmayan yok herhalde. Çocukluğumuz hep orada geçti. Genelde biz bekarken giderdik, artık evlendikten sonra çok zaman kalmıyor ama bekarken kuzenlerimle, arkadaşlarımla toplanıp giderdik. Oradaki kahvede okey oynama fasılları olurdu; gitarımız vardı, birimiz çalar birimiz söylerdik parkta. O parkta çok vakit geçirdik. (Gizem Şahan)
Biz Büyük Park deriz. Biz orada hatta şehrin simgeleşmiş bir tane ceylanı var, mesela metalden yapılmış şey o bir ara kalkmıştı mesela. Herkes ayaklandı ceylanımızı geri istiyoruz diye. Yani orada atıyorum ufak bir hayvanat bahçesi yapılmıştı. İnsanlar oraya gidiyordu. Masalar vardı pikniğini yapıyordu oturuyordu. Parkı vardı. Çocuklar eğleniyordu orada, sosyalleşiyordu. Asi Nehri onun yanındaydı zaten bu şekilde. Yeni jenerasyon hariç depremden önce herkesin orada, ceylanın olduğu yerde ya da bir fotoğrafı vardır muhakkak. (Yusuf İbiş)
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Suspendisse orci sem, condimentum ac arcu ut, semper venenatis lorem. Nam auctor ipsum at eleifend fringilla. Aliquam maximus, enim ornare auctor eleifend, erat justo interdum erat, at mattis felis neque non erat. Pellentesque habitant morbi tristique senectus et netus et malesuada fames ac turpis egestas. In est justo, vestibulum vel scelerisque vitae, lobortis nec massa. Proin pharetra metus sit amet eleifend luctus. Phasellus nulla velit, gravida sed euismod ut, viverra et mauris. Duis faucibus rhoncus eros, ut scelerisque enim accumsan sit amet. Nam laoreet nec neque quis ultricies. Integer vitae nisi vel massa placerat blandit. Sed eu bibendum arcu. Suspendisse vitae viverra enim, vel semper mi. Maecenas pulvinar dui a odio fringilla placerat.
Duis bibendum, enim egestas venenatis eleifend, leo dui porttitor erat, nec volutpat purus nisl congue est. Curabitur maximus quam a mi lobortis venenatis. Aenean ultrices sed leo vel ornare. Praesent eu ex efficitur, cursus lectus aliquam, condimentum tellus. Aenean id posuere lacus. Ut vitae leo eu tellus bibendum elementum in nec tellus. Cras scelerisque sem id nulla bibendum, sit amet vestibulum arcu rutrum. Nulla sed augue pulvinar, venenatis est id, pharetra ligula. Nam id facilisis elit. Mauris id risus vitae nisi lacinia finibus sed in tortor.
Nam purus nulla, posuere sed risus ac, imperdiet accumsan tellus. Vivamus euismod urna vel ante volutpat viverra. Fusce ornare urna tortor, vel laoreet turpis molestie vitae. Proin faucibus pharetra arcu in lobortis. Aliquam quis blandit nibh. Morbi ex dolor, placerat non iaculis nec, accumsan a nunc. Ut hendrerit non dui a tincidunt.
Phasellus imperdiet magna sit amet malesuada ullamcorper. Maecenas auctor nulla quis arcu dignissim sagittis. Vivamus at diam elementum, ultrices ex a, molestie tortor. Cras imperdiet mattis orci, posuere iaculis nibh maximus ac. Sed molestie mi tellus, vel posuere ligula pellentesque feugiat. Pellentesque malesuada malesuada tellus non sagittis. Mauris in dolor et tellus convallis facilisis sit amet eu diam. Phasellus nisi nunc, consequat non rutrum eget, placerat quis libero. Aliquam eu placerat justo. Quisque justo augue, imperdiet ut dui eget, blandit laoreet magna. Nulla eget malesuada lorem. Sed eu aliquet dolor, ut porttitor odio. Aliquam aliquet, eros ut viverra dignissim, est sem rhoncus dolor, id hendrerit felis leo eget dolor. Vestibulum volutpat nibh venenatis lacus consectetur luctus. Integer lectus metus, scelerisque non urna et, gravida accumsan nunc.
Morbi efficitur cursus nibh. Quisque quis mattis ipsum. Donec eleifend purus sollicitudin massa volutpat, a euismod odio egestas. Nullam luctus ullamcorper euismod. Duis sed eros sit amet diam interdum malesuada. Praesent purus nibh, egestas vel laoreet vitae, efficitur a arcu. Etiam efficitur ultrices porta.